Yorum: ABD, önce kendi “insan hakları hastalığı”nı tedavi etmeli

2019-07-27 20:52:24

Örneğin, mevcut ABD hükümeti Meksika sınırına bir duvar inşa ediyor, “yeşil kart çekilişlerini” iptal ediyor ve yasadışı göçmenleri yakalayıp ülkelerine iade ediyor…

Haziran 2018'de, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nden uzmanlar tarafından yapılan ortak açıklamada, ABD hükümetinin binlerce göçmen çocuğu anne babalarından zorla ayırarak göz altına aldığına, bu girişimin uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğuna ve bazı durumlarda işkenceyle bile karşılaşıldığına işaret edildi. Özetle, “ABD rüyası”, artık bir kâbus hâlini alıyor.

Uluslararası arenada da ABD, eylemlerinde mantık aramanın manasız olduğu bir örnek niteliğinde.

Bir yandan, “insan hakları egemenliğin üzerindedir” bayrağı altında, her yeri karıştırarak, etnik zıtlaşmaları ve çatışmaları kışkırtarak bulanık suda balık avlamaya çalışıyor ve bu suretle dünyanın başına barış ve istikrarı zedeleyen saymakla bitmeyecek dertler ve felaketler getiriyor.

Diğer yandan ise BM İnsan Hakları Konseyi'nden ve Küresel Göç Sözleşmesi'nin saptama sürecinden çekiliyor, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin onayını reddediyor. ABD, uluslararası kuralların getirdiği sınırlamalardan yakayı kurtarmaya çalışırken, insan haklarının küresel düzeyde ortaklaşa korunması sürecine de sekte vuruyor.

Daha da dikkat çekici olan ise ABD'li politikacıların kendi ülkelerinin kapkara insan hakları karnesine bakarken kasıtlı olarak gözlerini kapamaları. Aynı isimler, diğer yandan ise sözde somut gerekçelerle 200'ü aşkın ülkenin insan hakları durumunu eleştiriyor ve bu ülkelerdeki durumun asılsız şekilde “son derece kötü” olduğunu savunuyor.

Yakın tarihte ABD'li üst düzey bir yetkili de hiç yüzü kızarmadan “dini özgürlükleri”, Çin'in Xinjiang ve Tibet politikaları ile din özgürlüğü politikasına saldırmak için bir kisve olarak kullandı.

ABD'li siyasetçiler, aldatmalar ve yalanlar içerisinde diğer ülkelere insan haklarına dair ithamlar yöneltirken, insan acaba bu şahıslar kendi ülkelerindeki vaziyete bakarak mı diğer ülkeleri suçluyorlar diye düşünmeden edemiyor...

Bu arada, BM İnsan Hakları Konseyi'ne farklı ülkelerin büyükelçileri tarafından gönderilen ortak mektup da uluslararası toplumda yankı uyandırdı. Çin'in Xinjiang politikalarında, bölgede insan haklarının gelişmesinde kaydedilen başarılarının ve terörle mücadelede elde ettiği neticelerin olumlu değerlendirildiği ortak mektuba imza atan yabancı büyükelçilerin sayısı 26 Temmuz itibarıyla 50'ye yükseldi.

Bu da uluslararası toplumca ABD'li politikacıların Çin'i karalama çabalarına verilen en iyi cevap oldu.

Amerikan hegemonyasını sürdürebilmek için insan hakları bahanesini kullanırken, ABD'nin kendi insan hakları durumu karşısında kör, sağır ve dilsiz kesilmek, ABD'li politikacılar açısından büyük bir çelişki oluşturuyor.

ABD içinde yükselen ırkçılığa, zengin ve yoksul arasında artan kutuplaşmaya, cinsiyet ayrımcılığına ve kamu düzenindeki kaosa bakıldığında, ABD'nin evvela kendi “insan hakları hastalığını” tedavi etmesi lazım!



Takvim

Haberler:
Son Dakika Türkiye Çin Dünya Çin - Türkiye
Ekonomi:
Son Haberler Çin Ekonomisi Türkiye Ekonomisi Dünya Ekonomisi Fuarlar Gündem
Turizm:
Gezelim Görelim Seyahat Defteri Yöresel Lezzetler Seyahat Mito
Kültür ve Yaşam:
Sağlık Çin - Türkiye Çin Sineması Biliyor Musun Bilmiyor Musun Röportaj
yoresel:
Güncel Etnik Kültür Kültür Mirasları Yöresel Lezzetler
Çince Öğretimi:
Çince Hakkında Temel Bilgiler Hem Eğlenin Hem Öğrenin Atasözleri ve Deyimler Şiirler Günlük Çince Konuşmaları
China TV:
Kültür Merhaba Çin
Web Radyo:
Gündem Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Haftasonu
Galeri:
Çin Dünya Moda Seyahat Spor