Yorum: ABD'nin daha ne kadar güvenilirliği kaldı?

2019-05-17 17:11:16 CRI

Sheng Yuhong, Chen Meng, Ren Jie-CRI Haber Merkezi

BM'ye göre, en fazla ikinci aidatı veren ülke olan Çin, BM olağan bütçesinin kendi payına düşen yüzde 12,01'lik kısmının tamamını kısa süre önce ödedi. Bu nedenle, BM Genel Sekreteri Sözcüsü Stefan Dujarrik, düzenlediği basın toplantısında özellikle Çince “teşekkürler” dedi.

Buna karşın en fazla BM aidatını veren ABD, 1 Ocak itibarıyla, BM olağan bütçesi için 381 milyon dolarlık ve BM barış gücü masrafı için de 776 milyon dolarlık payını ödemedi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD'nin BM barış gücü borcunun tüm ödenmemiş masrafların üçte birine tekabül ettiğini söyledi.

BM aidatının paylaşma oranı, üye ülkelerin ödeme gücüne göre belirleniyor. Genellikle, bir üye ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının son 3 ila 6 yıl içinde dünya ekonomisindeki oranı ve kişi başına düşen gelir gibi unsurlara bakılarak hesaplanıyor.

Şu anda ABD'nin ekonomisi 20 trilyon doları aşarak, dünya ekonomisinin yüzde 24'ünü oluşturmakta. ABD'de kişi başına düşen gelir de 60 bin doları buldu. Bu nedenle ABD'nin, BM olağan bütçesinin yüzde 22'sini ve barış gücü masraflarının yüzde 28'ini üstlenmesi gerekiyor. Ancak dünyanın en gelişmiş ekonomisi olarak ABD, uzun süredir üstüne düşen payları ödemeyi geciktirmekle de kalmayıp paylarını düşürme talebinde bulunuyor.

ABD tabii ki bunları ödeyemeyecek durumda değil. Ödemeyi geciktirmesinin arkasında ise, ABD'nin BM gibi uluslararası kuruluşları hor görmesi ve çok taraflı koordinasyon mekanizmasına karşı takındığı “bana uyarsa kullanırım, uymasa çıkarım” şeklindeki barbar yaklaşımı yatıyor. Bu da “America First” (Önce Amerika) şeklindeki hegemonya anlayışının bir göstergesi.

Trump yönetimi, göreve başladıktan sonra art arda Paris İklim Anlaşması, UNESCO, BM İnsan Hakları Konseyi ve İran Nükleer Anlaşması'ndan ayrıldı. Daha sonra da tarife tehdidiyle Çin, AB, Japonya, Meksika ve Kanada gibi ticaret ortaklarına baskı yapmaya başladı. ABD'nin bu girişimlerinin ana sebebi ise, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kendisinin öncülüğünde oluşturulan uluslararası düzen ile küresel ticaret kurallarının artık kendi irade ve çıkarlarına uymadığı ve kendince kullanılmadığı görüşünde olması. Dolayısıyla ABD, bu düzen ve kuralları kaldırıp, yeniden kendisinin liderliğinde ve ayrıcalığa sahip olduğu tek kutuplu bir dünya kurmayı istiyor.

Belli ki, ABD hükümetinin yaygınlaştırmaya çalıştığı “America First” sloganının özünde, ABD'nin çıkarlarını uluslararası kuralların üstüne koymak yatıyor. Bu slogan, ABD'nin uzun zamandır izlediği tek taraflılık ve kuvvet politikalarından kaynaklanıyor. Ayrıca, bu politikaları eskiye göre daha radikal ve daha açık bir şekilde uyguluyor.

“America First” sloganından zarar gören aslında ABD'nin kendisi. Örneğin, uzun zamandır borcunu ödememek ve sık sık anlaşmalardan çekilmek gibi girişimler, ABD'nin güvenilirliğini zedelediği gibi, devlet çıkarlarına da zarar veriyor.

ABD bir yandan müttefiklerinin içişlerine müdahale ederken, diğer yandan ise müttefiklerini düşük askeri harcamalar üstlenmekle suçlayarak, NATO'dan çekileceği uyarısında bulunuyor.

Takvim

Haberler:
Son Dakika Türkiye Çin Dünya Çin - Türkiye
Ekonomi:
Son Haberler Çin Ekonomisi Türkiye Ekonomisi Dünya Ekonomisi Fuarlar Gündem
Turizm:
Gezelim Görelim Seyahat Defteri Yöresel Lezzetler Seyahat Mito
Kültür ve Yaşam:
Sağlık Çin - Türkiye Çin Sineması Biliyor Musun Bilmiyor Musun Röportaj
yoresel:
Güncel Etnik Kültür Kültür Mirasları Yöresel Lezzetler
Çince Öğretimi:
Çince Hakkında Temel Bilgiler Hem Eğlenin Hem Öğrenin Atasözleri ve Deyimler Şiirler Günlük Çince Konuşmaları
China TV:
Kültür Merhaba Çin
Web Radyo:
Gündem Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Haftasonu
Galeri:
Çin Dünya Moda Seyahat Spor