Köşe Yazıları

90'lardan günümüze Türkiye'de Çin malı algısı

2017-01-04 09:17:51 Emre Demir

1990'ların başında, büyük şehirlerin dört bir yanında Japon Ucuzluk Pazarı dükkanları vardı. Böyle dükkanların girişinde genelde şu yazardı: Yok yok! Ne alırsan 1 milyon!

Eski Türk lirasıyla sadece 1 milyon lira ödeyerek ne ihtiyacınız varsa bulabileceğiniz bir dükkan! 90'ların başında çocukluğunu yaşayanlar, oyuncaktan boyama kitaplarına, kırtasiye malzemelerinden atarilere kadar o dönem için bir çocuğun tüm “temel” ihtiyaçlarını bu Japon pazarlarından giderebilirdi.

90'lardan günümüze Türkiye'de Çin malı algısı

Bu pazarlar açılmadan önce, yoksul ailelerden gelen çocukların oyuncakları sapan ve gazoz kapaklarından ibaretti. Becerebilen de sopayla çember çevirirdi. Bu “ucuz” pazarlarla birlikte yoksul çocukların dünyası renklendi. Her bir çocuk, oyuncak kılıcıyla, maskesiyle, peleriniyle, en azından kendi dünyasının kahramanıydı. Ve bu oyuncakların üretildiği fabrikalar nedeniyle atmosferin zehirlenmesi, hiçbir çocuğun umurunda değildi.

Sonra 90'ların ikinci yarısında bir baktık ki Japon pazarlarında satılan ürünlerin üzerinde “Made in China” yazmaya başladı. Japon pazarı konsepti sona ermiş, Çin ucuzluk pazarı dönemi başlamıştı. Ürün yelpazesi de bir hayli genişlemişti. Artık sadece çocuklara değil, kadınlara, öğrencilere, emekliye, gence yaşlıya hitap eden ürünler vardı. Dev Alman, Amerikan markalarına parası yetmeyen orta alt sınıftan babalar, hem ekonomik hem bir süreliğine de olsa “keskin” tıraş makinelerinin tadını çıkarıyordu.

O ilk yıllarda kimse ürün kalitesinden şikayet etmiyordu, önemli olan ucuz olmasıydı. Çin malları tüm pazara yayıldı, yerli markalar rekabet gücünü kaybetti. Ticaret ve sanayi birlikleri, Çin mallarına kota konulması için hükümete çağrıda bulunuyordu. Neden daha iyisini daha ucuza üretmiyoruz diyen yoktu.

Sonra aldığı Çin malı ürünler kısa sürede bozulunca insanlar şikayet etmeye başladı. Çin malı ifadesi, kalitesiz olan her şey için kullanılıyordu: “Dün bir kalem aldım, Çin malı herhalde mürekkebi hemen bitti!” Çin malı algısı, Çin'le ilgili diğer algılara eklendi: Çince zordur, Çin yemeklerinin kokusu çok ağırdır, Çin malları sağlam değildir...

Çin mallarının kalitesiz olduğu algısının yayılırken, insanlar Alman, Amerikan, Japon mallarına büyük paralar harcıyordu. (10 yıl önce kalitesiz görülen Japon malları, şimdi son teknolojinin eserleri olarak büyük ilgi görüyordu.) Akıllı telefonlar, tabletler, dev fotoğraf makinesi lensleri, plazma televizyonlar, mp3 çalarlar günlü yaşamı kuşattı. Üstelik bu ürünlerin kapaklarını açıp baktığımızda aslında aynı etiketi görüyorduk: Made in China. Kaliteli veya kalitesiz, günlük yaşamımızı yönlendiren alet edevatın nerdeyse tamamı artık Çin'de üretiliyordu. Çin malı bir ürün kullanmadan değil bir gün geçirmek, evden dışarı adım atmak olanaksızdı. Bu durum, Çin ürünlerine karşı bir saygı da uyandırmaya başladı. Artık şu kabul edilmişti: “Sahtesini de, gerçeğini de Çinliler yapıyor, yani Çinliler üretiyor! Peki biz neden üretmiyoruz?”

Bizi takip edin

China.com, yazarlar köşesine katılımınızı bekliyor!

Bize yazın: cpyy@bj.china.com

İletişim: 010-52598588-8708

  • 微信公众号 Resmi Wechat Sayfası
Haberler:
Son Dakika Türkiye Çin Dünya Çin - Türkiye
Ekonomi:
Son Haberler Çin Ekonomisi Türkiye Ekonomisi Dünya Ekonomisi Fuarlar Gündem
Turizm:
Gezelim Görelim Seyahat Defteri Yöresel Lezzetler Seyahat Mito
Kültür ve Yaşam:
Sağlık Çin - Türkiye Çin Sineması Biliyor Musun Bilmiyor Musun Röportaj
yoresel:
Güncel Etnik Kültür Kültür Mirasları Yöresel Lezzetler
Çince Öğretimi:
Çince Hakkında Temel Bilgiler Hem Eğlenin Hem Öğrenin Atasözleri ve Deyimler Şiirler Günlük Çince Konuşmaları
China TV:
Kültür Merhaba Çin
Web Radyo:
Gündem Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Haftasonu
Galeri:
Çin Dünya Moda Seyahat Spor