Türk ve Çinli uzmanlar terörü konuştu

2019-06-25 18:24:00 CRI
r_1557726_2019062518233283450000.jpg

(CRI Türkçe)

Terörün acımasızlığı ve yıkımı konusunda bütün dünya hemfikir görünüyor; ancak dünyanın herhangi bir yerindeki bir terör saldırısının ardından, ilgili ülkelerin dışişleri bakanlıkları ve uluslararası örgütlerden gelen “şiddetle kınama” açıklamaları, terör salgınının yayılmaya devam etmesini engelleyemiyor. Hepimiz, terörü, dünyanın uzak bir coğrafyasında, bizden çok uzak bir musibet olarak görmeye devam ediyoruz. Patlayan bombalar, havaya uçan bedenler, çatışmalar, sanki içinde yaşadığımız hayatın değil de, “haberler”in konusu gibi geliyor bize.

Terörün yıkıcılığını, ancak başımıza geldiğinde anlıyoruz. Terör bir kez başımıza geldiğinde, bütün dünya acımızı paylaşsın, bize bunu yapanları kınasın istiyoruz. Bazı kınamaları hafif buluyoruz, kimin hangi saldırıyı kınayıp hangisini kınamadığını takip ediyoruz. Bu süreçte terörün kimlikler ve inançlar üstü o çirkin yüzünü bazen gözden kaçırıyoruz.

Terör, hangi kaynaktan gelirse gelsin, hangi motivasyonla yapılırsa yapılsın, hangi bayrağı dalgalandırıyor olursa olsun, hangi sloganı atıyor olursa olsun, insanlığın tükendiği bir duruma işaret ediyordur. Masum insanlara zarar veren, şiddeti tek geçerli yol olarak dayatan hiçbir hak arama mücadelesi meşru kabul edilemez. Terörle mücadele, en başta, bunun kabulüyle başarıya ulaşabilir. Hakkını terörle arayanlar, aslında temsilcisi olduklarını savundukları bir hakkı gasp ediyorlardır; terör, o hakkın dile getirilmesindeki bütün meşru talepleri devre dışı bırakır.

Terörün tahribatını anlatan sergi

90'lı yılların başından itibaren radikal grupların terör saldırılarının acı izleri Urumçi'de bir sergiye dönüştürüldü. Terör ve şiddet olaylarını gösteren sergi, terörün bölgede yarattığı tahribatı gözler önüne seriyor. Teröristlerin eylemlerde kullandıkları silah, pala ve bomba düzenekleri de sergide teşhir ediliyor.

Sergi, uluslararası terörizm ve dini aşırıcılıktan etkilenen güçlerin, bölgede sayısız terör eylemi gerçekleştirdiğini, bunların Xinjiang bölgesinde sosyal uyum ve istikrarı sarstığı gibi, en temel insan haklarını da hedef aldığını kaydeden bir girişle başlıyor. Sergide, tekil ve birbirinden bağımsız gibi görünen tüm bu olayların, Uygurlar dahil bütün bölge halkını mağdur eden büyük bir şiddet dalgasının ürünü olduğu anlatılıyor.

Terörün dini ve kimliği yok

Peki, yapılması gereken nedir? Terörün kökü nasıl kazınacaktır? “Dağdaki son terörist ölene kadar mücadeleye devam” stratejisinin, şiddeti nihai olarak bitirmede pek de işe yaramadığını, hem Çin hem de Türkiye tecrübe etmiş iki ülkedir. Terörle mücadele, sadece güvenlik birimlerinin alacağı tedbirlerle sürdürülemez, bu aynı zamanda bir eğitim, kültür ve ekonomi konusudur. Zira terörün kimliği teşhis edilirken, bunun belli bir etnik grup ve inançla özdeşleşmesinin önüne geçilmesi, titizlikle yürütülmesi gereken bir çalışmadır.

1981 yılında kurulan Urumçi'deki Xinjiang Sosyal Bilimler Akademisi, felsefeden dine, tarihten hukuka, ekonomiden Orta Asya çalışmalarına, pek çok alanda araştırmalar yapan bir kurum. Burası aynı zamanda, bölgede şiddetin nedenleri ve çözüm yolları üzerine de kafa yorarak, merkezi hükümete önerilerde bulunuyor.


Takvim

Haberler:
Son Dakika Türkiye Çin Dünya Çin - Türkiye
Ekonomi:
Son Haberler Çin Ekonomisi Türkiye Ekonomisi Dünya Ekonomisi Fuarlar Gündem
Turizm:
Gezelim Görelim Seyahat Defteri Yöresel Lezzetler Seyahat Mito
Kültür ve Yaşam:
Sağlık Çin - Türkiye Çin Sineması Biliyor Musun Bilmiyor Musun Röportaj
yoresel:
Güncel Etnik Kültür Kültür Mirasları Yöresel Lezzetler
Çince Öğretimi:
Çince Hakkında Temel Bilgiler Hem Eğlenin Hem Öğrenin Atasözleri ve Deyimler Şiirler Günlük Çince Konuşmaları
China TV:
Kültür Merhaba Çin
Web Radyo:
Gündem Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Haftasonu
Galeri:
Çin Dünya Moda Seyahat Spor